MALDİVLER – TURKUAZ SU DÜŞÜ

Maldivler, Maldivler.. Hint Okyanusu’nun turkuaz güzeli. Göğünün göklüğüne değmeye, okyanusun derinliğinde rengarenk olmaya geldim. Tropikal dünyasının bembeyaz kristal kumlarına selam olsun. Sevdalım oldu tabiatın hür havası, dermanım oldu, suya sinmiş balık kokusu. İhtişamlı palmiyelerin gölgesinde saklı koca gözlü yarasalara, incisine, mercanına selam olsun. Şükriyaa..

Sri Lanka’nın başkenti Colombo’dan kalkan kocaman uçağımız, Maldivler’in başkenti olan Male’ye iniyor. Gece yarısı İbrahim Nasır havaalanındayız. Mutluluğumuz anlatılır gibi değil, şaşkın ve avareyiz. Geceyi mecburen havaalanında geçiriyoruz. Burada tadilat var ama biz yayılacak bir yerler bulup, sandalyelere uzanıyoruz. Ağzım kulaklarımda sevinçten uyuyamıyorum. Sabah hava ağardığı gibi hemen dışarı atıyorum kendimi. Allahu Ekber, yok böyle bir güzellik, yok böyle bir turkuaz, yok yok olmaz.. Arkadaşlarla birbirimizi çimdikliyoruz, uçak düştü de biz cennette miyiz acaba? İskeleden eğilip denize bakıyorum, bakakalıyorum .Deniz de dikmiş gözlerini bana bakıyor. Mavi örtüler altındaki akvaryum gibi bu gizemli dünyada kayboluyorum. Önce gözlerim dalıyor Okyanus’un derinliklerine, rengarenk balıklarla kucaklaşıyorum kendimce.

A-Salam aleykum.. yatçı delikanlının sesiyle kendime geliyorum. Havaalanından Male’ye gideceğimiz tekne hazır. 15- 20 dakika süren bir yolculukla Male’ye ulaşıyoruz. Hint Okyanusu’nun ortasındayız ve artık karayolu diye bir şey yok. Buradaki ulaşım araçları Dhoni denilen yelkenli klasik Arap teknesi, deniz uçağı ve sürat tekneleri. Male limanındaki lokal insanlar harıl harıl çalışıyor. Maldivler’de hiçbir yükselti göremiyoruz. Yaklaşık 2,5 metrenin üzerindebir yükselti yok. 850 kilometre boyunca uçsuz bucaksız uzanan 26 mercan takımadasında yer alan 1200 adanın, 280 inde insanlar yaşamakta. Bu ülkedeki bütün kadınların başı kapalı, genelde aynı tip giyiniyorlar, eşarplarının yan tarafında da mutlaka kocaman bir broş takılı. Maldivler halkının %97 si Müslümandır, zaten müslüman olmayan vatandaş olamıyor.

Liman balıkçı tekneleri ile dolu, çünkü bu ülkenin geçim kaynağı balıkçılık ve turizm. Maldivler adalarının üzerinde yüzlerce lüks resort otel yer almakta, Adadan adaya bu güzellikleri seyrederek yolculuk yapmak heyacen verici.. Beach Bungalow denilen sahil evleri, denizin içine çakılan kazıkların üzerinde yer alan Water Bungalow denilen evler var. Tüllere bürünmüş bu lüks evler masal diyarı gibi.

Bu ülkeye içki sokmak yasak, fakat turistler resort otellerde içebilir. Buradaki halk Dhivehi denilen özel bir dil konuşuyor ve para birimi de Maldivian Rupees’tir. Male’yi şöyle bir dolaşıyoruz. Ülke ticaretinin merkezi olan bu şehir 2004 yılında Hint Okyanusunda meydana gelen Tsunami’ de büyük zarar görmüş ve şehrin üçte ikisi sular altında kalmış. Şehrin Chandhanee Magu caddesinde yürüyoruz. Bu cadde üzerinde restaurantlar, kafeler ve hediyelik eşya dükkanları dolu. Vize konusuna gelince 30 güne kadar vize gerekmiyor.

Öğlenden sonra teknemize binip 2 saat süren bir yolculuk sonrası tatilimizi geçireceğimiz Maafushi (Kaafu Atoll) adasına ulaşıyoruz. Su su, alabildiğine derya.
Kimi zaman bir tek balık yaratır çırpıntısını okyanusun/ balıklarla anlamlanır geçmiş denizler/bir denizin içyüzü başka denizlerdir/ birbirlerini çoğaltırlar durmadan.ve sonsuz sevinç taşıyan bir çığlıktır/ bir suyun bir başka suya karışması….

ve Maafushi (Kaafu Atoll) adasındayız. İşte sonsuz maviliğin, bembeyaz kristal kumsallarda dalgaların büyülü sesi ve dokundukça güzelleşen incinin sevinci.
Su.. Yaşam, onunla anlam bulur. Ne uygarlıklar kültürler dolaşır, nice coğrafyaların altından üstünden aşarak. Yaşamın yanı sıra bir arınmadır su.. ve acıların ağırlığı dibe çöker.. Su yüzüne vuran turkuaz mutluluğumuzu da alıp salıverdik kendimizi Maafushi’nın kaybolma ihtimali olmayan minik sokaklarına.

Maldivler küçük küçük atol denilen adalardan oluşuyor. Tropikal ekosistemin hakim olduğu bu adalarda her yer bembeyaz kum. Biz kasım ayının başında buradayız. Şansımıza hava muhteşem. Mercan adaları okyanusun yağmur ormanları gibidir. Bu mercan adaları çoğunlukla sığ yerlerde bulunuyor. Yani ılık sularda gizli nazik bir ekosistem. Etrafıma bakınarak döne döne geziyorum. Gördüğüm her kare tablo gibi. Sanki ressamın fırçasından yeni çıkmış da henüz kurumamış gibi.

Sahil, müren balıkları ile dolu. Biraz zorlasan konuşacaklar gibi. Bu adada yerel halk denize girmiyor. Biz de sürat tekneleriyle çeşitli adalara günübirlik gidiyoruz. Koca okyanusun ortasında kum tanesi gibiyiz ama yapacak çok şey var. İlk olarak bir saatlik mesafedeki Piknik Adasına gidiyoruz. 15 dakikada yürüyerek gezip bitireceğiniz bu ada, bembeyaz kumsalları ve turkuazın en canlısıyla kucaklaşmış öylece bizi bekliyor. Ada öyle zarif ki, kumlara basmaya kıyamıyorum. Palmiye ağaçlarıyla yeşillendirilmiş oldukça romantik bir ambiyans içinde yer alıyor. Çalıya çırpıya bile aşık olasım geliyor.

Gelelim su altı dünyasına. İnsanı hayretler içinde bırakan deniz altı zenginliği servet gibi, çeşitlilik tek kelimeyle büyüleyici. Mercan duvarları rengarenk bir dünya adeta. Süslü süslü deniz anaları, renkli tropikal balıklar… Buradaki resortlarda dalış okulları çok var ama ben snorkel ile görmek istediğimden fazlasını görüyorum. Deniz altı safarisi, sörf, su sporları, gün doğumunda ve gün batımında balık tutma turları, fotoğraf turları pek çok.

Bu resiflerde yaklaşık 700 çeşit canlı yaşamaktadır. Deniz kaplumbağaları, balinalar, köpek balığı, kırlangıç balığı, papağan balığı, morino balığı, tek boynuzlu balık, boru balığı, mavi çizgili snapper, deniz yılanı , vatoz, müren yani saymakla bitmez. Ben tüm bu çeşitleri gördüm mü ? Yüreğimin götürdüğü yere kadar yüzdüm. Sadece sevimli olanlarını gördüm, o kadar. Suyun altındaki masal diyarından hiç çıkasım gelmiyor, arasıra kafamı sudan çıkarıp beyaz kumlara bakıyorum. Siyah deniz yıldızları tam olması gereken yerde duruyorlar. Şeffaf kumları taçlandırmışlar bu zarif adanın güzelliğini tescillercesine.

Hamağıma uzanıp hayal değil gerçeğin ta içinde olmanın keyfini çıkarıyorum. Adada toplasan on kişi değiliz, ve neden buraya piknik adası dediklerini öğrenme vakti. Aman yarabbi ! bu ne güzel bir barbekü partisi. Plajda beyaz tülden bir çardak içinde dillere destan okyanus balıkları ziyafeti hazır. Tuna balığı, Maldiv usulü fish curry, çeşitli mezeler, pilav, fırınlanmış patates dolması, tropikal meyveler. Maldiv mutfağının bu kadar lezzetli olduğunu bilmiyordum.

Akşam günbatımının romantizminden süzülüp yerel halkın yaptığı müzik gösterisine gidiyoruz. Bodu Beru (büyük davul) denilen ve erkeklerden oluşan bu geleneksel gösteri nefes kesici. Davul seremonisi yavaş bir ritm ile başlıyor ve bu ritmin giderek artması muhteşem. Yöresel danslar eşliğinde transa geçiyorlar. Biz de öyle…
Hoşcakal Maldivler…

Tem 31 2013 Mine Candar Category: Maldivler

1 COMMENT
  1. Maldiv yazın süper olmuş, tebrikler can.

    07-31-2013, 3:57 am Reply
standardPostTransition
Perhaps the network unstable, please click refresh page.